BASINDA VE ÖNE ÇIKANLAR

Bazı Gıda Koruyucuları Kanserle İlişkili

Deniz Tural Prof. Dr Deniz Tural Onkoloji Uzmanı
6 dk okuma 997 görüntülenme
Tıbbi İnceleme: Prof. Dr Deniz Tural Son güncelleme: 24 Eylül 2026
Bazı Gıda Koruyucuları Kanserle İlişkili

Gıda Koruyucuları Kanser Riskini Artırabilir

Endüstriyel olarak işlenmiş gıdalarda ve içeceklerde raf ömrünü uzatmak amacıyla yaygın biçimde kullanılan gıda koruyucularının yüksek tüketimi, kanser riskinde mütevazı bir artış ile ilişkili olabilir. British Medical Journal dergisinde Hasenböhler ve arkadaşları tarafından yayımlanan Fransa merkezli bir araştırma, bu katkı maddelerinin güvenliğine ilişkin düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Araştırmacılar, daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu vurgulamakla birlikte, elde edilen bulguların tüketici sağlığını korumak adına gıda katkı maddeleriyle ilgili mevzuatın yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini belirtiyor.

Çalışmanın Arka Planı ve Tasarımı

Koruyucular, paketli gıdaların bozulmasını geciktirmek ve raf ömrünü uzatmak için eklenen maddeler olarak biliniyor. Bazı deneysel çalışmalar, belirli koruyucuların hücrelere ve DNA’ya zarar verebileceğini gösterse de, kanser riskiyle doğrudan bağlantı kuran güçlü kanıtlar sınırlıydı.

Bu boşluğu doldurmak isteyen araştırmacılar, 2009–2023 yılları arasında yetişkinlerde gıda koruyucularına maruziyet ile kanser riski arasındaki ilişkiyi inceledi.

Çalışma, NutriNet-Santé kohortuna dahil olan, başlangıçta kanser tanısı bulunmayan 105.260 katılımcıyı kapsadı. Katılımcıların yaş ortalaması 42 olup, %79’u kadındı. Ortalama 7,5 yıl boyunca düzenli olarak ayrıntılı, marka bazlı 24 saatlik beslenme kayıtları alındı. Kanser vakaları ise sağlık anketleri ve resmi tıbbi kayıtlar aracılığıyla Aralık 2023’e kadar takip edildi.

Araştırmada 17 farklı koruyucu madde incelendi. Bunlar arasında sitrik asit, lesitinler, toplam sülfitler, askorbik asit, sodyum nitrit, potasyum sorbat, sodyum eritörbat, potasyum metabisülfit ve potasyum nitrat yer aldı.

Koruyucular iki gruba ayrıldı

  • Antioksidan olmayanlar: Mikrobiyal büyümeyi engelleyen veya bozulmaya yol açan kimyasal süreçleri yavaşlatanlar
  • Antioksidanlar: Oksijenle teması azaltarak gıdanın bozulmasını geciktirenler

Bulgular

Takip süresi boyunca 4.226 kişiye kanser tanısı konuldu. Bunların:

  • 1.208’i meme kanseri
  • 508’i prostat kanseri
  • 352’si kolorektal kanser
  • 2.158’i diğer kanser türleriydi

İncelenen 17 koruyucunun 11’i kanser riskiyle ilişkilendirilmedi ve toplam koruyucu tüketimi ile genel kanser riski arasında anlamlı bir bağlantı bulunmadı.

Ancak özellikle antioksidan olmayan bazı koruyucuların yüksek tüketimi, daha yüksek kanser riskiyle ilişkili bulundu. Bunlar arasında:

  • Potasyum sorbat
  • Potasyum metabisülfit
  • Sodyum nitrit
  • Potasyum nitrat
  • Asetik asit

yer aldı.

Öne çıkan bazı sonuçlar şöyle

  • Potasyum sorbat, genel kanser riskini %14, meme kanseri riskini %26 artırdı
  • Toplam sülfitler, genel kanser riskinde %12 artışla ilişkili bulundu
  • Sodyum nitrit, prostat kanseri riskini %32 artırdı
  • Potasyum nitrat, genel kanser riskini %13, meme kanseri riskini %22 artırdı
  • Toplam asetatlar, genel kanser riskini %15, meme kanseri riskini %25 artırdı
  • Asetik asit, genel kanser riskinde %12 artışla ilişkilendirildi

Antioksidan koruyucular arasında ise yalnızca eritörbatlar (özellikle sodyum eritörbat) daha yüksek kanser riskiyle bağlantılı bulundu.

Araştırmacılar, bu maddelerin bazılarının bağışıklık ve iltihaplanma yollarını etkileyerek kanser gelişimini tetikleyebileceğini belirtti.

Sınırlılıklar ve Sonuç

Bu çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için neden–sonuç ilişkisi kurulamıyor. Ayrıca ölçülmemiş başka faktörlerin sonuçları etkilemiş olabileceği de göz ardı edilemiyor. Ancak araştırmacılar, çalışmanın uzun süreli, geniş katılımcı sayısına dayanan ve ayrıntılı beslenme verileri içeren güçlü bir tasarıma sahip olduğunu vurguluyor.

Sonuç olarak araştırmacılar şunları ifade etti

“Bu çalışma, gıda koruyucularının güvenliğinin sağlık otoriteleri tarafından yeniden değerlendirilmesine yönelik önemli yeni veriler sunmaktadır.”

Bu süreçte araştırmacılar, gıda üreticilerine gereksiz koruyucu kullanımını azaltma çağrısında bulunurken, tüketicilere de taze ve az işlenmiş gıdaları tercih etmelerini öneriyor.

Uzman Görüşü

Araştırmaya eşlik eden bir editoryalde ABD’li uzmanlar, koruyucuların raf ömrünü uzatarak gıda maliyetlerini düşürdüğünü ve bunun özellikle düşük gelirli gruplar için önemli olduğunu hatırlattı. Ancak katkı maddelerinin yaygın ve yeterince denetlenmeyen kullanımı ile uzun vadeli sağlık etkilerine dair belirsizliklerin daha dengeli bir yaklaşımı zorunlu kıldığı belirtildi.

Uzmanlara göre bu bulgular, düzenleyici kurumları

  • Daha sıkı kullanım sınırları belirlemeye
  • Daha net etiketleme kuralları getirmeye
  • Katkı maddelerinin içeriğinin açıkça beyan edilmesini zorunlu kılmaya yöneltebilir.

Ayrıca trans yağlar ve tuz tüketiminde olduğu gibi küresel izleme programları, gıda endüstrisinin daha güvenli ürünler geliştirmesine katkı sağlayabilir.

Editoryalin sonunda ise şu vurgu yapıldı

Bireysel düzeyde, işlenmiş et ve alkol tüketiminin azaltılmasına yönelik halk sağlığı önerileri halihazırda nettir ve koruyucuların kanserle ilişkisine dair kanıtlar gelişmeye devam ederken bile uygulanabilir adımlar sunmaktadır.

Sonuç olarak aldığımız gıdaların neler içerdiğini iyi takip etmeliyiz.

British Medical Journal (BMJ)’de yayımlanan bu Fransa merkezli geniş bir araştırma, işlenmiş gıdalarda yaygın olarak kullanılan bazı gıda koruyucularının yüksek tüketiminin kanser riskinde artışla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. 105 binden fazla yetişkinin uzun yıllar boyunca takip edildiği çalışmada, potasyum sorbat, sodyum nitrit, potasyum nitrat ve sülfitler gibi bazı koruyucuların daha yüksek kanser riskiyle bağlantılı olduğu görüldü. Araştırmacılar çalışmanın neden–sonuç ilişkisi kanıtlamadığını vurgulasa da bulguların gıda katkı maddelerine ilişkin düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini belirterek, tüketicilere taze ve az işlenmiş gıdaları tercih etme çağrısında bulundu.

Deniz Tural
Yazar

Prof. Dr Deniz Tural

Onkoloji Uzmanı

Onkoloji ve kanser alanında çalışmaktadır. Hasta odaklı yaklaşımı ve kanıta dayalı tıp prensipleriyle tanınır.

Paylaş

Yorumlar

Yorum Bırakın

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanır. E-posta adresiniz görünmez.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

İlgili Makaleler

Sitemizde deneyiminizi iyileştirmek ve site trafiğini analiz etmek için çerezler kullanıyoruz. "Kabul Et" ile çerez kullanımını onaylamış olursunuz.